Tarih: Thursday 27 March 2008 Saat: 19:28:56  
avatar

Blues
Gönderdiği Mesaj: 4
Offline
gerçekten sevdiysem hiç düşünmezdim canım feda olsun ...
allah korusun allah kimsenin başına öyle bie durum çıkarmasın
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Friday 28 March 2008 Saat: 00:03:53  
avatar

fazla_konusma
Gönderdiği Mesaj: 10
Offline
nerde öyle kız yaa uğruna ölünecek
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Friday 28 March 2008 Saat: 18:02:54  
avatar

McBaRaN
Gönderdiği Mesaj: 3
Offline
o kadar çok sevdiğim biri olmadı[color=#cc0000][/color]
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Friday 28 March 2008 Saat: 18:29:22  
avatar

SEXY_BABY
Gönderdiği Mesaj: 2
Offline
HİÇ DÜŞÜNMEZDİM İNSAN SEVDİĞİ İÇİN ÖLMÜŞ ÇOKMU
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Friday 28 March 2008 Saat: 20:00:09  
avatar

BoraCAN
Gönderdiği Mesaj: 15
Offline
önce herseye degmesi gerek... ondan sonra bu can feda edılır
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Saturday 29 March 2008 Saat: 01:22:22  
avatar

sum41pieces
Gönderdiği Mesaj: 113
Offline
sacma sorunun sacma cevabı olur ben canımı sokaktan bulmadım arkadas valla cok sevdıım olsun fark yapmass kımse bana sen ne bıcım adamsın ınsan sevdı ıcın herseyı yapar fenomenlerıne gırmesın.evt asşk olür sevgı baki kalır hem bı kere sevgılım benım olmemı ıstemezdı ben ı cok sevdıyse ben olsam yasamayı tercıh ederdım yada sole olurdu benım sevgılımı oldursunler ben canımı vermıım sevgılım oldukten sorea onu oldurenlerı bulıım kanı yersde kalmasın dıe yasayım eğer ıkımızde olursek yada kızarkadasım ıcın kurban ben olucaksam bu adamlardan hesabı kım sorucak onun ıcın kız olsun ben kızı oldurenlerı bulım cezalandırıım belkı sevgıyı askı tam yasaydım yada bunun ne demk oldunu bılseydım fıkrımde az cok deısme olurdu ama yınede bazen gonuılunu deıl fıkrını dınlıceksın herzaman pilav yenmez
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Thursday 3 April 2008 Saat: 10:53:29  
avatar

joker06
Gönderdiği Mesaj: 3
Offline
ya banane.bırakırım gebersin gitsin
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Monday 7 April 2008 Saat: 13:44:45  
avatar

clara
Gönderdiği Mesaj: 179
Offline
blackmann demişki:
SEVGI ANLATILMAZ YASANIR O AN DEGER VERDIM INSAN KIM OLURSA OLSUN BU ILLAKI BIR BAYAN VEYA ERKEK DIL KIM OLYRSA OLSUN O AN CANIMI VERMEM GERKIYOSA SEVE SEVE VERIRIM.SEVGI SADECE BIR AŞK ILISKISI DILDIR.ARKADASLIK DOSTLUK KI BU DUNYADAKI HER CANLILAR ICIN GECERLI ONEMLI OLAN BU BEDENIN OLURKEN BILE BIRINE CAN VERDIGINI BILMEK DILMI.HEM UGRUNA OLUNUCEK ASK MASALLARDA OLUR BIDE BU BENIM YAZDIGIM OYKUDE IYI OKUYUN GERCEK BIR OLAYDIR AŞK BUDUR İŞTE

İŞTE UGRUNDA OLUNUCEK AŞKKKKKKKKKKKKKKKKKKK

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... Biri tıpta okuyordu,öbürü imarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler.
Gençtiler, çok genç... Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar.
İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Delikanlı arkadaşında kaldığı
için o duraktan binmişti otobüse, kız ise ablasında.... Sırf birbirilerini görebilmek için,her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu...
Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar.
Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular.
Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki... Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü... Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler...“Senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama ve adama
“Hayır,ben senin için ölürüm” diye yanıt verirdi hep... Bazen eve geldiğinde,aynanın üzerinde bir not görürdü kadın,
“Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak....” Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu, “Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma” Mutfaktaki masadan,salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı... Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten.... Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne
kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Adam, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye
başladı. Kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde “satılık” levhası asılı olan. “Ne dersin, bu evi alalım mı?” dedi adama. “Bu viraneyi yıktırır, harikabir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan,
martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı...” “Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?” diye yanıt verdi adam. “Amerika’daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... Kaç para olursa olsun,burası bizimdir artık....” Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu adam Amerika’ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç beklemediği bir cevap aldı: “Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut...” Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez
gelir. Kadın, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı adama, “Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat” diye dil döktü boş yere... Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği... Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken,“Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım” diye sözünü kesti arkadaşı. “O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç
birkadınla yemek yiyiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya....”“Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye bağırdı kadın. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı.... Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı... Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları
kadına nasıl sarıldığını gördü adamın... Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkâr etmedi adam. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan
çıkarken, “sonbir kez kucaklamak isterim seni” diyecek oldu ama kadın, “defol” dedi nefretle... İlk celsede boşandılar... Modern bir aşk hikâyesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı
kadın. Adamın, sevgilisiyle birlikte Amerika’ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması için dua ediyordu. Aradan bir yıl geçti... Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadınıgördü. “Sen, buraya ne yüzle geliyorsun” diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. “Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor.” Dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı: “Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. Geçen yıl Amerika’daki kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibionunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika’ya yerleştiğimiz yalanını yaydı..
Oysa ilk karşılaştığınızotobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi...” Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu kadın. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kâğıt duruyordu kutuda. İlk kâğıtta, “Lütfen bütün notları sırayla
oku bir tanem” diyordu... Sırayla okudu; “Seni çok sevdim”, “Seni sevmekten hiç vazgeçmedim”, “Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim.” “Fakat benim için ölmeni istemedim” “Şimdi bana söz vermeni istiyorum.”
“Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?” son kâğıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... Ve son kâğıtta şunlar yazılıydı: “Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım....
çok etkileyici bi yazı okurken gözyaşlarıma hakim olamadım sevdiğim için ölmezdim çünkü allah verdi bu canı ancak allah alır bu can bize emanet
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Monday 7 April 2008 Saat: 18:57:49  
avatar

hammotugruL
Gönderdiği Mesaj: 1
Offline
cok sevdıgım bırıyse eger sadece canım degıL butun herseyım feda olsun [color=#cc0000][/color]
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Monday 7 April 2008 Saat: 21:29:43  
avatar

interactive85
Gönderdiği Mesaj: 16
Offline
gozumu kırpmadan feda ederım kız arkadasımı oldursunler yaa napalımm allahalla...buluruz bi tane daha ne var ki denizde kum heryerde kızzz dermişiiiimmm
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Monday 7 April 2008 Saat: 21:30:18  
avatar

gizemLi kizzz
Gönderdiği Mesaj: 7
Offline
arkadaşlar aşk diye bişey yoktur limse canını feda etmez.yha mantıklı düşünün o sizin için canını verir mi yada tek gözünü...
bunlar boş işler saçmalık.
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Sunday 13 April 2008 Saat: 14:36:15  
avatar

oluyum
Gönderdiği Mesaj: 5
Offline
ben bi salak ugruna olecem o çıktıktan sonra yasmı tutar yok başkasının altına girer ben yapmam
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon
Tarih: Sunday 13 April 2008 Saat: 14:59:37  
avatar

dogukanaydin
Gönderdiği Mesaj: 4
Offline
Peh o kadar sevgi vercek insan kaldımı beah
Profil
Mesaj Gönder
  icon icon